ULUDAĞ'da İki Zaman

Gün erken düşer Alaçam’ın bayırına

Ardıç kuşları kalkar tüneğinden

Dal gerinir, yaprak kımıldar

Uludağ şöyle bir bakınır yücelerden

Alır şalını omuzlarına

Şalın beyazı kar, yeşili yaprak

İner ovaya Nilüfer’le

Koca bir tarihi kucaklayarak.

Yaseminlere benzer çiçekler

Serpilir dağ yollarına: sarı, kırmızı, beyaz

Umurbey yaylasına sis çökmüş geceden

Dereler buz parçası biraz da ayaz.

Gökçe bulutlar sürüklenir doruklara

Doruklar şiir; doruklar öykü, roman

Aman Mehmet Ali, aman

Aman Zeyhan, aman

Başı dönüyor insanın buralarda

Bulutlar yağmura çıkacağı zaman.

Neşeyle yürümek yormuyor insanı

Her adımda sekiz nefes almak en tepelerde

Ya da oturup kalmak her bir yamaçta uzun uzun

Düş kurmak sisten kurtuluncaya dek

Hatta üşümek biraz, titremek, diken diken olmak

Ama yürümek Manastır’a mutlaka

Hatta uçar gibi olmak.

Kına taşları baharla daha bir coşkulu

Ya da bir türkü çoban kavallarında

Gelinlik kızların beyaz gecelerinde bir düş

Avuçlarında bir umut sevgiye çalan

Aman Sait Bey, aman

Aman Ergun Bey, aman

Bu ne güzel halay böyle

Dağ kırlangıçlarına dek uzanan.

Manastırın bir yakası buzul kar

Ağustosta damla damla göz yaşı

Bir yamaçta çay dere

Bir yamaçta kekik kokusu pınar

Bir dua dudaklarda papatyalar

Uzanır kolları karaçamların gök bulutlara

Gök bulutlar, gökçe bulutlar harman harman

Aman Haydar Bey, aman

Aman Hasan, aman

Bir yangın mı var karşı tepelerde gün batımı

Gün batımı karşılar duman duman.

Ocak, 2003

ÖNEMLİ:

KİMSE-SİZ DERGİSİNİN BÜTÜN SAYILARINI,YAZI ve YAZARLARINI GÖRMEK İÇİN BURAYA TIKLAYIN

*

mavi

ADA

2002

Hayat ve Sanat

Emek veren herkesin ADAsı

<?php include_once("analyticstracking.php") ?>

© 2018 maviADA